JOHANN SEBASTIAN
BACH (1685-1750)
Tüm dünyada müzik tarihinin temel
taşı olarak kabul görmüş olan büyük Alman besteci Johann
Sebastian Bach, yaşadığı Barok Dönem'in müzikteki doruğunu
oluşturmuştur. Kendi döneminde yaşamış ve kendinden
sonra yaşayacak bütün büyük besteciler Bach'tan etkilenmiş
ve onlara ilham kaynağı olmuştur. Yazdığı bin küsür
eserinde kusursuz armoni ve kontrpuanda (polifonik
yazı biçimlerinde) kusursuzluğu yakalamış, Füg, Kantat,
Passion, konçerto, süit gibi müzik türlerinin ustalıklı
örneklerini vermiştir. Bunların arasında 300 küsür
kantat, İsa'nın son dört gününü anlatan dramatik "Aziz
Matta'ya göre Çile", 6 Brandenburg Konçertosu,
Viyolonsel için 6 Süit, Keman için 3 Sonat ve 3 Partita,
klavyeli çalgılar için İngiliz, Fransız Süitleri, Partita'lar, "İyi
Düzenlenmiş Klavye" başlıklı dev yapıtı, yazdığı
son eseri "Füg Sanatı" örnek olarak gösterilebilir.
Viyolonsel
için Altı Süit
Yaylı çalgılar ailesinin şairi
olarak bilinen viyolonsel için müzik tarihinde birçok
besteci önemli yapıtlar yazmıştır. Bunların arasında,
solo viyolonsel için yazılmış belki de en önemli yapıtlar,
Johann Sebastian Bach'ın yazdığı altı adet süittir.
Süit, Bach tarafından çeşitli dans müziklerini bir
araya getiren bir müzik formu olarak değerlendirilmiştir.
Solo viyolonsel için yazılan altı süit, 1717 ile 1723
yılları arasında tamamlanmıştır. Her biri farklı ton
ve karakteristik özellikler içeren bu süitler, günümüzde
bütün viyolonsel çalan müzisyenlerin "günlük duası" haline
gelmiştir. Üstelik bu süitler, keman, viyola, kontrbas,
korno, vurmalı çalgılar, klarnet, gitar, lut gibi pek
çok çalgıya da uyarlanmıştır. 2 Numaralı Suit, 1721
yılında yazılmıştır. Hemen açılışta tekrarlanan güçlü
bir melodiyle başlar. 4 Numaralı Suit, 1723 yılında
yazılmıştır. Çok fazla geniş sol el pozisyonları gerektiren
teknik açıdan zor bir suittir.
Viyolonseli için yazılan
bu altı süitin bölüm dizilişi şöyledir:
1. Prelude
2. Allemande
3. Courante
4. Sarabande
5.
Minuet (2. Süit), Bourrée (4. Süit)
6.
Gigue
Prelude, süitin açılış müziği olarak değerlendirilmektedir.
Allemande ise orta yürüklüğü olan bir tempoda Alman
dansıdır. Courante ise daha hızlı ve canlı bir Fransız
köy dansıdır. Sarabande ise süitlerin yavaş olan bölümleridir.
Üç vuruşlu ve aksanı ikinci vuruşa gelen, İspanyok
kökenli ve genel ruh hali hüzünlü bir danstır. Buna
karşıtlık oluşturan Minuet bölümü, hareketli bir saray
dansıdır. Bourrée 16. Yüzyıldan gelen, hızlı tempolu
ve iki vuruşlu Fransız dansıdır. Son bölüm olan Gigue
ise İrlanda kökenli ve çok canlı bir tempoda çalınan
neşeli bir danstır. Bu süitlerin önemini ilk vurgulayan
müzisyen ise, 20. yüzyılın en önemli viyolonselcilerinden
Pablo Casals olmuştur. Aynı zamanda bu süitlerin ilk
plak kayıtlarını da gerçekleştiren Casals'tan sonra,
dünyaca ünlü birçok viyolonselci bu süitleri kayda
almıştır.
GASPAR
CASSADÓ (1897 – 1966)
Erken 20. yüzyıl kompozitörü Gaspar Cassado kompozitörlüğünün
yanısıra virtüöz bir çelist olarak müzik tarihine geçmiştir.
Babası kilise müzisyeni olan Cassado 7 yaşında çello
dersleri almaya başladı. 9 yaşında Pablo Cassals'ın da
dinleyicileri arasında olduğu bir konserdeki performansı
üzerine Cassals derhal kendisine hocalık yapmayı teklif
etti. Barselona belediyesi Cassado'ya burs vererek Pariste
Pablo Cassals'ın öğrencisi olmasını sağladı. Eserleri
arasında konçertolar, solo çello çalışmaları, solo gitar
çalışmaları, çello ve piano için kompozisyonlar ve oda
müziği yapıtları bulunmaktadır. Konçerto, solo çello
ve piano-çello transtripsiyonları ile de ayrıca ünlüdür.
İstanbul Resitalleri, Ekim 2010
OPHÉLIE GAILLARD'IN NOTLARI:
J.S.Bach'ın çello için süitleri
J.S. Bach'ın yalnızca viyolonsel için
bestelediği süitlerin dünyasını keşfettiğimde henüz
bir çocuktum. Paul Tortellier'nin, bu eserlere ait
duyarlılık ve görsel bir düşgücünü açığa çıkaran yorumu
ve anlatımı, beni şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı.
İnce ve zarif görünümlü bu adam, bir dansçının hareketleri
ve duruşuna sahipti. Bizi kendi heyecanını paylaşmaya
davet ediyordu ; biz de hayranlık dolu bir bakışla
onun anlatısını dinliyorduk. Bir şair-müzisyenin düş
gücünün bir çocuğunkiyle karşılaşmasından gizemli bir
simya doğmuştu. Daha sonra, varolan elyazmaları ve
baskıları inceledim : en başta Anna-Magdalena Bach'ın
1730'a doğru yayınlanan elyazması olmak üzere 1726
tarihli Kellner'e ve 18. yüzyılın ikinci yarısındaki
isimsiz kopyacılara ait olan elyazmaları. Yalnızca
keman için olan sonat ve partitas'ların aksine, besteci
tarafından yazılmış bir belge bulunmamaktadır, ve bu
eser bize tüm sırlarını açmaktan henüz çok uzaktadır.
Bu nedenle, bu eserleri araştırdım, çaldım, bir ifade
özgürlüğü ve en geniş ses çeşitliliğini bulmaya çalıştım.
Bu armonik, ritmik, melodik ve çoksesli müziğin farklı
boyutlarıyla oynamaktan dolayı tekrar eden bir zevki
keşfettim. Bir müzisyenin, bu eserin tüm yönleri ve
zenginliğini açığa çıkarmak için her an bu metni farklı
bir şekilde aydınlatma olanağı varmışçasına... Sanki
besteci farklı makamları keşfediyor ve müzik aracını beklenmeyen
dönüşümlere sunuyormuşçasına, her süitin yapısı, dans
hareketlerinin buyurmasıyla, çok organik ve tutarlı
bir duyguyu, bir anlatım birliğini doğurmakta. Her
süit, kendi kendine yetmekte ve böylece herbiri kendine
ait farklı bir dünyaya sahipmiş gibi gözükmekte. Bu
arada, birbirini takip eden keşifler boyunca, bir diyalog
doğmakta.
Süitleri keşfeden Pablo Casals hakkında
Klavye için
prelüd ve fügleri ve viyolonsel için süitleri günlük
gıdası olarak gören değerli bir müzisyen Pablo Casals
ile ilgili kısa birşey söylemek isterim. Kendisi daha
çocukken, Barselona'daki bir mağazada, o güne kadar
az ilgi gören ve hiçbir zaman bütünüyle çalınmamış
olan süitlerin baskısına rastlamıştır. Çok daha sonraları,
sadece ağustos böceklerinin eşliğinde, eski Saint Michel
de Cuxa taşlarının arasında, güneş altındaki bir gezinti
sırasında, o günden sonra çok hayranlık duyulan, çalınan
ve öğretilen Bach'ın süitlerinin yorumuna ilişkin sinematografik
bir tanıklığı bizimle paylaşmıştır. Kendisi Albert
E. Kahn'a şöyle der : « Bugün bile, viyolonsel için
süitlerin kapağını görür görmez, kendimi Barselona'daki
küf ve tuzlu su kokan o eski dükkanda bulurum [...].
O günden bu yana seksen yıl geçti ve o günkü keşfimden
doğan hayranlık duygusu günden güne arttı. » Bu eserler
on yıllar sonra peşpeşe farklı yorumlarla zenginleşmişlerdir
ancak bu alandaki ilerlemeler daha alçakgönüllü kalmıştır...
Bu arada, Bach'ın kendisi tarafından gerçekleştirilen
beşinci süitin lut için olan versiyonunun varlığının
ortaya çıkması, benim için şaşırtıcı bir keşif oldu.
Eseri anlayışım böylece farklı bir biçim aldı : ustanın
bu gizmeli parçalara eşlik etmek için seçtiği armoniler
sonunda gözlerimin önündeydi. Elbette, viyolonsel için
olan versiyondan yola çıkarak zorunlu olarak eliptik
armonik şemayı hayal etmemiz ve bulmamız mümkündür.
Ancak doğası gereği monodique olan bu enstrüman ile
o kadar sıkıntı içindeyiz ki ! Bu deneyim sayesinde,
çoğu zaman başka olasılıkları da dikkate alarak, Bach
çoksesli bir enstrüman için bir versiyon yazsaydı bas
nasıl olurdu sorusunu, diğer beş süit arasında el yordamıyla
ilerleyerek, tahmin etmeye çalışarak, bu araştırmamı
uzattım. Zengin ve sürprizlerle dolu lut için olan
versiyon, söylenmeyenleri ve hatta viyolonsel için
partisyonun sadeleştirmeleri aydınlatmaktadır. Ama
aynı zamanda, özellikle prelüdün fugue'ünde ve gigue'de,
seslerin güdümüyle ilgili olarak bir süsleme sanatını
ve inanılmaz bir yaratıcılığı açığa çıkarmaktadır.
Böylece besteci bir eseri bu enstrümanların herbirine
uyarlamakla yetinmemiştir : ne kadar eksik olsalar
da, tüm özel oyun biçimleri ve iki esntrümanın özellikleri
aracılığıyla daha ziyade müzikal anlatımı zenginleştirmeyi
seçmiştir. Tüm bu süitler boyunca, anlatıcı, La Fontaine'in
« zariflik, güzellikten de güzeldir » diye tanımladığı,
kırılgan ve ince bir anı bulmak için, durmaksızın ses
perdesi (ton) ve ülke değiştirmekte, karşıt ruh hallerini
keşfetmekte, bir dansçının duruşunu aramaktadır.
Ophélie
Gaillard, 2008 (Türkçeye çeviren: Zeynep Peker)
|